x


x
x

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye'nin stratejik değeri günden güne artıyor


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin küresel enerji arzındaki kilit rolüne dikkat çekerek, "İran merkezli kriz, Türkiye'nin küresel enerji tedarikindeki kritik rolünü perçinlemiştir" dedi.

ÖZLEM YOĞURTÇUOĞLU

ÖZLEM YOĞURTÇUOĞLU

EDİTÖR

03.06.2026 - 15:23

YAYINLANMA

03.06.2026 - 15:23

GÜNCELLEME
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye'nin stratejik değeri günden güne artıyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "2025 Yılı Yenilenebilir Enerji Yatırımları Toplu Açılış Töreni"nde konuştu.

Yenilenebilir enerji yatırımlarının toplu açılışlarını her yıl geleneksel olarak bahar aylarında gerçekleştirdiklerini belirten Erdoğan, geçen yıl 5 milyar dolarlık yatırımla 6 bin 818 megavat kurulu güce sahip tesisleri devreye aldıklarını hatırlatarak, bugün de 2025 yılı içinde tamamlanan elektrik üretim santrallerinin açılışını yapmanın gururunu yaşadıklarını ifade etti.

Türkiye'nin bölgesel bir enerji merkezi ve kavşak noktası olma vasfının her geçen gün güçlendiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye'nin bölgesinin enerji merkezi ve kavşak noktası olma vasfı giderek güçleniyor. Önceki hafta kendi alanında uzman ve seçkin isimlerin bir araya geldiği İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi'nin ikincisini tertipledik. IRES 2026 Enerji Madencilik, Kritik Mineraller ile Hidrokarbon alanlarında güncel meselelerin ele alınmasına vesile oldu. Türkiye'nin bilhassa güncel gelişmeler ışığında enerji alanında bölgesinin siklet merkezi olduğu çok net biçimde görülüyor. Gerek son dönemde uluslararası basında yayımlanan makaleler gerekse enerji sektörünü çok iyi bilen isimler ülkemizin günden güne artan stratejik değerine vurgu yapıyor." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti;

Şu bir gerçek ki 28 Şubat'ta başlayan ve henüz çözülemeyen İran merkezli kriz, Türkiye'nin küresel enerji tedarikindeki kritik rolünü perçinlemiştir. Olumsuz etkilerini halen hissettiğimiz ve bir süre daha hissedeceğimiz İran Savaşı’nın ilk günlerinden itibaren neler yaşandığını hep beraber takip ettik. Körfez ülkelerinin açık denizlere açılan kapısı olan Hürmüz Boğazı'nın fiilen kapanmasıyla birlikte Uluslararası Enerji Ajansı'nın tanımına göre tarihin en büyük petrol arz kesintisi yaşandı. Boğazın kapatılması küresel petrolün yaklaşık yüzde 25'inin, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin ise yüzde 20'sinin devre dışı kalmasına yol açtı. 60 dolar civarında seyreden petrol varil fiyatları iki katına kadar yükseldi. Aynı sarsıcı rakamlarla LNG fiyatlarının yanı sıra gübre, plastik dahil petrol türevi olan bütün ürünlerde karşılaştık. Bunun üzerine kimi ülkeler enerji tüketimlerini düşürmek için koronavirüs salgını günlerinden hatırladığımız çeşitli kısıtlamaları devreye aldılar.

"Enerji arz güvenliği, milli güvenlik meselesidir"

Okullar tatil edildi, özel araçların trafiğe çıkışına sınırlamalar getirildi, uçak seferlerinde ciddi sayıda iptaller oldu. Petrol istasyonlarının önünde uzun kuyruklar oluştu. Petrol ve doğal gaz bazlı ürünlerin fiyatlarıyla eş zamanlı olarak dünyada enflasyonlar artmaya başladı. Birkaç ay öncesine kadar küresel ekonomide toparlanma beklenirken Hürmüz Krizi uzadıkça bugün pek çok ülke kendini resesyona hazırlıyor. Bunlara iş gücü piyasasından turizme, sanayiden tarıma uzanan geniş bir yelpazedeki etkilerini dahil ettiğimizde enerji tedariki meselesinin ne kadar hayati önemde olduğu çok net biçimde ortaya çıkmıştır. Rusya-Ukrayna savaşı ile Hürmüz’ün kapanması bize şunu öğretmiştir: Enerji arz güvenliğinin sağlanması sadece bir kalkınma meselesi değil, aynı zamanda bir egemenlik ve milli güvenlik meselesidir.

"Enerji talebinin daha da artacağını çok iyi biliyoruz"

Bu krizin hatırlattığı bir diğer husus da fosil yakıtlar dışındaki alternatif enerji kaynaklarına yönelik yatırımların önemidir. Malumunuz sanayileşme, şehirleşme, nüfus ve teknoloji kullanımı arttıkça enerjiye olan ihtiyaç da yükseliyor. Enerji talebinin gelecekte daha da artacağını hepimiz çok iyi biliyoruz. Sadece yapay zeka odaklı veri merkezlerinin elektrik tüketiminin gelecek 5 yılda iki katına çıkacağı öngörülüyor. Türkiye olarak hızla gelişen diğer tüm ülkeler gibi bizim enerji talebimiz de yıldan yıla yükselmektedir. Son 20 yılda ülkemizin enerji ihtiyacı iki katına çıkmıştır. 2025 yılında elektrik tüketimimiz önceki yıla kıyasla yüzde 2,1 oranında artmıştır. Elektrik talebimizin 2035 yılına kadar en az yüzde 50 oranında artmasını bekliyoruz. Şu an enerji arzımızda ithal kaynakların payı yüzde 57 civarındadır. Her yıl değişmekle birlikte enerjide 60 ila 100 milyar dolar arasında bir ithalat faturamız var. 

"Son 23 yılda ortalama yüzde 5,3 büyüyen bir ülkeyiz"

Burada şunu özellikle dikkatinize getirmek istiyorum: Türkiye dünyanın 16., Avrupa’nın da 6. büyük ekonomisidir. Biz aynı zamanda son 23 yılda ortalama yüzde 5,3 büyüyen bir ülkeyiz. Pazartesi günü 2026 yılının ilk çeyreğine dair büyüme rakamları açıklandı. Türkiye ekonomisi bu yılın ilk çeyreğinde önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 2,5 oranında büyüme kaydetti. Böylece ekonomimiz karşılaştığı şoklara rağmen 23 çeyrektir büyümesini sürdürmüş oldu. İnşallah bu ivmeyi 2026'da da devam ettirmek istiyoruz. Bu daha fazla enerji tüketeceğimiz anlamına geliyor. Türkiye’nin önceliklerinin en başında enerjide dışa bağımlılığı azaltmak ve kendi kaynaklarından azami derecede istifade etmek vardır. Milli Enerji ve Maden Politikamız ile daha çok yerli, daha çok yenilenebilir stratejimizin hedefi enerjide dışa bağımlılığımızı sıfırlamaktır.

"Yeşil iletim altyapısı inşa edeceğiz"

Enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi, verimliliğin artırılması ve yenilenebilir enerji kaynaklarının değerlendirilmesine büyük önem veriyoruz. Halihazırda yenilenebilir enerji kurulu gücü bakımından Avrupa’da 5., dünyada 11. sıradayız. 2020-2035 yıllarını kapsayan Türkiye Ulusal Enerji Planı ile inşallah çok daha iyi yerlere gelmenin çabası içindeyiz. Buna göre 2025 yılı sonu itibarıyla 40 bin megavat olan güneş ve rüzgar kurulu gücümüzü 2035 yılında 120 bin megavata çıkarmayı hedefliyoruz. Bu hedefe ulaşmak için toplam 80 milyar dolarlık yatırım yapacağız. Ayrıca rüzgar ve güneş kurulu gücünün sisteme entegrasyonu için yeşil iletim altyapısı inşa edeceğiz. Yine aynı dönemde 5 bin megavatlık deniz üstü rüzgar kapasitesi oluşturma niyetindeyiz.

Son 20 yılda yenilenebilir enerji alanında katettiğimiz mesafe bu hedefleri gerçekleştirme noktasında bizlere güven veriyor. Bakınız 2005 yılında toplam kurulu gücümüz 38 bin 820 megavattı. Yenilenebilir enerjinin bundaki payı ise yüzde 33'ün biraz üzerindeydi. Kurulu güç içerisinde güneş enerjimiz yoktu. Nisan sonunda ülkemizin kurulu gücü 125 bin 410 megavata yükselirken yenilenebilir enerji kapasitesinin payı da yüzde 62,5'e çıktı. Bir diğer çarpıcı rakam şudur: Türkiye’nin kurulu gücünün 26 bin 770 megavatı bugün güneş enerjisinden geliyor. Elektrik üretiminde ise benzer bir başarıya imza attık. 2005 yılında toplam elektrik enerjisi üretimimiz 162 bin gigavat saat iken yenilenebilir kaynakların bundaki payı sadece yüzde 24'tü. 2025 yılı sonu itibarıyla elektrik enerjisi üretimimiz 363 bin gigavat saate, yenilenebilir kaynakların üretimdeki payı ise yüzde 43,3'e ulaştı. Şüphesiz bunlar ülkemiz adına gurur verici oranlardır. Fakat Türkiye’nin gerçek potansiyeli bunun çok çok üstündedir.

"Engelleme çabalarına rağmen potansiyeli hayata geçirmekte kararlıyız"

Ülkemizin 140 bin megavat rüzgar enerjisi potansiyeline, 53 bin megavat yüzer güneş enerjisi potansiyeline, yıllık 3,9 milyon ton eş değer petrol biyokütle potansiyeline, 4 bin 500 megavat gücünde jeotermal tesisi kurulabilecek potansiyele, yıllık 180 milyar kilovatsaat hidroelektrik potansiyeline sahip olduğunu değerlendiriyoruz. Çevreci maskeli marjinallerin engelleme çabalarına rağmen bu büyük potansiyeli hayata geçirmekte kararlıyız.

Ayrıntılar gelecek...

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar (0 Yorum)
Yorum Sıralaması:

Benzer Haberler




next
Ekonomi Spor Magazin Bursa Kültür-Sanat Sağlık Gündem Bilim - Teknoloji Siyaset
Anasayfa Kategoriler #
ÜYE VE KÖŞE YAZARI GİRİŞİ
GİRİŞ BAŞARILI YÖNLENDİRİLİYOR
GİRİŞ BAŞARISIZ !